Türk Havacılık Tarihi ve Çanakkale Deniz Muharebeleri
Bu Fotoğraf yapay Zeka ile oluşturulmuştur.
TÜRK HAVACILIK TARİHİ VE ÇANAKKALE DENİZ MUHAREBELERİ
20. Yüzyılın Osmanlı ve Dünya tarihi açısından zorlu bir yüzyıl olduğundan daha önce söz etmiştik. Osmanlı için Trablusgarp ile başlayan savaşlar, Balkan Savaşları ve sonrasında başlayan Birinci Dünya Savaşı ile en vurucu dönemine geçmiştir. Ve 20. Yüzyılın ve belki de teknoloji tarihinin en önemli buluşu olan uçaklar ise bu dönemde bütün ülkeler tarafından ilgi görmüş, savaşlarda kullanılmak üzere geliştirilmiştir. İlk Kez 1911 tarihinde Trablusgarp Savaşı’nda fiili olarak keşif uçuşları ve bildiri dağıtımı amaçlı kullanılmışlardır. Nitekim sanki ülkeler bu yeni oyuncaklarını kullanmak için bir dünya savaşı çıksa da bunu denesek ve işlevselliğini test etsek diye düşünmüş olmalılar ki, 1914 tarihinde bir Dünya Savaşı başlamış ve bu icat faal olarak muharebelerin her evresinde kullanılmıştır. Osmanlı Devleti ise diğer ülkeler gibi bu icada en başından ilgisini göstermiş ve uçakları savaşlarda aktif olarak kullanmaya başlamışlardır. Bu durum; Osmanlının Hava Teşkilatının kurulmasının dünya ile aynı zamanda olduğu söylenebilir. Dönemin uçakları her ne kadar en büyük icat olsa da, ilkeldirler. 70-120 Km/Sa süratleri, 1000-1500 m irtifaya çıkabilmeleri, 2 kişi ile havalanabilmeleri ve 5-15 kg mühimmat taşıyabilmeleri bunu gösterir. Günümüzdeki savaş uçakları gibi tam donanımlı, füzeleri olan, hatta insansız kullanılan uçaklar bu dönem için oldukça anakronik bir düşüncedir.
Birinci Dünya Savaşı başladığında henüz Osmanlı Devleti Savaşa dâhil olmamıştı. Savaş Avrupa’da, mevzi muharebelerine dönüştüğünde bir kaçış yolu olarak gözler Osmanlı’ya kaymış ve savaşı geniş coğrafyaya yaymak istemişlerdir. Zaten Almanya tarafında Savaşa giren Osmanlı için Çanakkale’ye bir cephe açılması fikri, her ne kadar Rusya’ya lojistik yardım göndermek için yapılmış gibi dursa da, bu cephenin açılması İngiltere, Rusya ve hatta Almanya’ya bir rahatlama getirmiştir. İngiltere; Çanakkale Boğazı üzerinden İstanbul’a ulaşıp, Almanya’nın müttefikini saf dışı bırakmayı hedeflemiş, Rusya; Boğazlar üzerinden Karadeniz’den gelecek lojistik yardım ile birlikte savaştaki mühimmat ihtiyacını karşılamayı hedeflemiştir. Almanya ise; Avrupa’daki muharebelerde karşılaşmalar mevzilerde kaldığı için savaş sıkışmış ve bu sebeple kendi topraklarını rahatlatmak için bu cephenin İngiliz-Fransız birliklerini dağıtacağını düşünmüştür. Yani Osmanlı topraklarındaki, başkente yakın bir konum olan Çanakkale’deki bir cephe; savaşan her ülkenin işine gelecek bir durumdu. Tabi, Osmanlı Hariç.
Osmanlı Devleti ise; Çanakkale’den bir cephe açılacağının tabi ki farkındaydı. Cephe açılmadan öncesinde boğazın içerisine mayınlar döşemiş, tabya ve bataryaları onarmış ve güçlendirmiş, boğaz dışında keşif ve gözetleme harekâtı yapmış, savunma amaçlı kara unsurları konuşlandırmıştı. Merkeze yakınlığı sebebiyle, Türk Ordusunun hiçbir cepheye bu denli büyük bir hazırlık yapma şansı olmasa gerek.
Birinci Dünya Savaşı başladığı aylarda Osmanlı’nın elinde 6 adet uçak bulunmaktaydı. Her ne kadar dönemin uçak teknolojisi konusunda en gelişmiş ülkesi olan Fransa ile Türk Havacılığı geliştirilmeye çalışılmışsa da savaşın çıkması ve iki ülkenin karşıt konumda olması sebebiyle bu mümkün olmamıştır. Osmanlı elindeki 6 uçaktan bir tanesini Ağustos 1914 tarihinde Müstahkem Mevki Komutanlığı emrine vermiştir. Hava Pilot Üsteğmen Mehmet Fazıl Bey; 17 Ağustos 1914 tarihinde Çanakkale’de bir uçuş denemesi gerçekleştirmiş ve Nara’ya iniş yapmıştır. Burada üslenen uçak 5 Eylül tarihinde Bozcaada ve Limni mevkiine bir hava keşfi daha yapmış ve burada “Boğazın 10 Mil çıkışında İki İngiliz Savaş gemisinin (Vaymouth ve Defense) bulunduğu ve bölgede seyreden gemileri kontrol altına aldıklarını tespit etmişlerdir.”
Savaş sebebiyle Havacılık konusunda gelişim gösteren Fransa’yla devam edemeyen Osmanlı, Alman Hava Pilot Üsteğmen Erich Von Serno’yu Yüzbaşı rütbesiyle Türk Hava Gücünün başına geçirmiştir(4 Mayıs – 5 Ağustos 1914 tarihleri arasında Türk havacılığının başında Fransız Hava Pilot Binbaşı De Goys de Mazeyrac bulunmaktaydı.). Fakat Serno’nun Çanakkale’ye gelmesi 17 Mart 1915 tarihini bulacaktır. 1915 başlarında ise bölgede 1i deniz uçağı olmak üzere 4 uçak bulunmaktaydı. Bu süre zarfında keşif uçuşları gerçekleştiren 2 Nieuport tipi uçak bakım amacıyla İstanbul’a gönderilmiş ve onların yerine Bleriot tipi bir uçak olan “Ertuğrul” ve uçağın pilotu Hava Pilot Teğmen Mehmet Cemal Bey(Durusoy) Çanakkale’ye gelmiştir.
Ertuğrul ile Keşif uçuşları gerçekleştiren Mehmet Cemal Bey, 20 Ocak’ta yaptığı Bozcaada mevkiindeki keşifte; boğaz civarında İtilaf güçlerine ait gemi bulunmadığını belirtmiştir. 1 Şubat’ta da bir keşif uçuşu yapılmıştır. 4 Şubat’ta ise İtilaf güçleri gemileri Seddülbahir ve Kumkale’ye bombalar atmışlardır. 6 Şubat’ta yapılan keşif uçuşunda ise Merkep Adası ile Bozcaada arasında iki torpido, bir denizaltı, Bozcaada civarında ise bir nakliye gemisi ile 11 torpido görmüştür. Yani Savaş hazırlıkları başlamış ve savaş kapıya gelmiştir. Harekât yakındır. Bu keşif raporlarından hareketle Osmanlı Devletinin de harekete geçme zamanı gelmiş ve önlemlerini almışlardır. Türklerin savunma sisteminin sorumluluğu 27 Batarya, 104 Top ve mayın grubu ile Müstahkem Mevki Komutanlığına harbin başında verilmişti. Boğaz Savunması için Osmanlı Devleti boğaza 377 mayından oluşan 10 hat mayın döşemişlerdi. Bu mayınlar boğazın iki yakasının en hayati bölgelerine döşenmişti.
İtilaf Devletlerinin ise aldığı tedbirler; boğaz girişindeki tabyaların susturulması, Kilitbahir – Çanakkale arasında bulunan en dar konumdaki tabyaların susturulması, mayın hatlarının temizlenmesi, boğaza hâkim tabyaların susturulması ve işgali ile Marmara’ya giriş olarak kademelendirilebilir. Tüm bunları yapabilmek için İtilaf devletleri 17 Şubat’ta Arc Royal Uçak Ana gemisini bölgeye getirerek Bozcaada’ya konuşlandırmıştır. Bu gemi içerisinde iki kara Sopwith uçağı ile beş deniz uçağı yer almaktaydı. Gelen donanma ise dünyanın görebileceği en büyük en kapsamlı armadaydı. İngiliz Gemileri Queen Elizabeth, Agamemnon, Irresistable, Lord Nelson, Triupmh, Ocean, Albion, Swiftsure ve Majestic ile Fransız Gemileri Suffren, Gaulois, Bouvet, Charlemagne’ı içerisinde barındırıyordu. Bunlarla beraber 14 Mayın arama tarama, 6 Muhrip de Çanakkale’ye gelen filo içerisinde yer almaktaydı.
19 Şubat 1915 tarihine gelindiğinde; İtilaf güçleri sabah saatlerinde saldırılara Kumkale ve Orhaniye tabyalarını bombalayarak başlamış, akşamüzeri 17.30 civarı ilk bombardımanlar son bulmuştur. Bu tarihte İtilaf güçlerinin bir uçağı Merkep Adası’na düşmüş, iki uçakları da Türk tabyalarını bombalamış fakat büyük zarar verememiştir. 25 Şubat’a kadar olan günlerde hava koşullarının kötü olması sebebiyle saldırılara ara verilmiştir. Bu süre içerisinde havadan bir keşif de söz konusu olmamıştır. 25 Şubat’ta yapılan bombardımanda ise boğaz girişindeki dört Türk Tabyası büyük zarar almıştır. 26 Şubat’ta ise boğaz girişinde yoğun bombardıman yapılmış ve Seddülbahir tabyası tahrip edilmiştir. Deniz savaşları sırasında İtilaf güçleri karaya müfrezeler çıkararak tabyaları topları tahrip etmeye çalışmışlardır. 1 Mart tarihinde Karanlık Liman’da Majestic savaş gemisinin bulunduğu yerde de bu tahrip hareketi devam ederken uçuş gerçekleştiren Teğmen Cemal Bey, gemiyi bombalamış, fakat küçük bombaların büyük bir etkisi olmamıştır. Bu süre sırasında İtilaf Devletleri de keşif uçuşlarına devam etmişlerdir. İtilaf güçlerinin Çanakkale’deki en kritik konuları; boğazdaki mayınlar ve bataryalardı. İki unsur birbirine etki ediyordu. Mayınlar temizlenmeden bataryaların susturulması mümkün değildi. Bataryalar susturulmadan da mayınların temizlenmesi mümkün görünmüyordu. Mayınların tespiti ise en önemli unsurdu. Öyle ki 18 Mart tarihine kadar boğazı temizlemiş, o gün boğazdan rahatça geçerek 5 Çayını İstanbul’da içeceklerini düşünecek kadar kendilerinden eminlerdi. Fakat mayınların temizlendiğini fark eden Osmanlı güçleri, 7/8 Mart gecesi sabaha karşı karanlıkta, Erenköy Koyu’nda kıyıya paralel 100 Metre aralıkla 4,5 metre derinlikle 26 mayını Deniz Yüzbaşı Hakkı Bey komutasında Nusrat adlı mayın gemisiyle döşemişlerdir. O dönemde 1000 M yüksekten 800 metre derinliğe kadar denizdeki mayınlar tespit edilebilirken, döşenen 11. Mayın hattı, fark edilmemiştir. Zira İtilaf Kuvvetleri 17 Mart günü yaptıkları keşif uçuşlarında “Boğaz Temizlendi” raporu vermişlerdir. Ve bu dikkatsizlikleri onlara yüzlerce mürettebata ve gemilerinin batmalarına mal olmuştur. 17 Mart 1915 tarihinde Yüzbaşı Serno Çanakkale’ye gelmiş ve Rumpler B-1 tipi uçak ile deneme uçuşu yapmıştır. Aynı gün Teğmen Cemal Bey ise Bleriot tipi Ertuğrul uçağı ile boğaz girişine bir keşif uçuşu gerçekleştirmiştir. Verdiği raporda; diğer mayın hatlarının etkisiz hale getirildiğini fakat Nusrat’ın döşediklerinin tespit edilmediğini, etkisiz hale getirilmediğini belirtmiştir.
18 Mart 1915 sabahına geldiğimizde ise; İtilaf donanması boğaz girişinde toplanmış, harekata başlamak üzeredirler. O sabah Yüzbaşı Serno, rasıtı Schneider ile Bozcaada taraflarına yaptığı keşif uçuşunda toplanan donanmayı görmüş ve bunu hemen gidip boğaz komutanlığına boğazların güvenliğinden sorumlu olan Amiral Von Usedom’a bildirmişlerdir. Bu haber ile birlikte Teğmen Cemal de ikinci bir keşif yapmış ve haberin doğrulanmasını sağlamıştır.
Saat 10.00 itibariyle gemiler saldırı düzeninde boğaza giriş yapmışlar ve 11.15’te bombardımana başlamışlar. İtilaf Devletleri gemilerden attıkları bombalar ile Türk tabyalarını ve bataryalarını susturmaya çalışırken, Türk tabyaları da isabetli atışlar ile büyük bir direniş göstermişlerdir. 18 Mart 1915’in en bilinen kahramanı Seyit Onbaşı da bu isabetli atışlarla direnen tarafta olmuştur. Türklerden bu denli bir direniş ve gayret gören itilaf devletleri boğazı geçmek için daha da zorlanmışlar ve karşıdan gelen top ateşleriyle belki de bir paniğe kapılmışlardır. Öyle ki gemiler Türklerin attığı top mermileri sayesinde değil, geri dönerken manevra yaptıkları Erenköy Koyu’nda, Nusrat’ın döşediği 11 hattaki mayınlara çarparak infilak olmuşlar ya da ağır hasar almışlardır. İlk isabet alan ve batan gemi Gaulois olmuş, sonrasında Fransız gemisi Suffren birkaç isabet almış ve bu isabet geminin bir taretini mürettebatıyla tahrip etmiştir. Öğleden sonra saat 14.00’da ise Fransız savaş gemisi Bouvet, 604 Mürettebatıyla birlikte manevra aldığı sırada mayına çarpmış ve 3 dakika içerisinde batmıştır. Saat 15.00 civarında Inflexible’ın hasar alması, sonrasında Ocean ve Irresistible Savaş gemilerinin de saat 16.30 gibi batmasıyla Müttefiklerin donanma komutanı Amiral De Robeck geri çekilme kararı almıştır. Boğazdaki mayın hatlarının temizlendiğini, büyük bir direnişle karşılaşma ihtimallerinin dahi olduğunu düşünmeyen müttefikler, aldıkları ağır hasarlardan sonra büyük bir şok etkisiyle geri çekilmek durumunda kalmışlardı. Sonrasında yapılan keşif uçuşlarında ise gemilerin geri döndüğünü ve Bozcaada’ya açıklarında olduğu raporu verilmiştir.
18 Mart 1915 tarihinde Rusların Askold Muharebe gemisi de dâhil olmak üzere 18 savaş gemisiyle boğaza saldıran İtilaf devletleri, Bouvet, Irresistible ve Ocean isimli gemileri batmış, Inflexible, Gaulois, Agamemnon ve Suffren isimli gemileri ise ağır hasar almıştır. Ölü sayıları ise 800’den fazladır. Türk tarafının zayiatı ise; 4 subay 40 er şehit, 74 yaralı olmak üzere toplamda 118 kişidir. Müttefikimiz Almanların ise; 4 ölü, 14 yaralı olmak üzere toplamda 18 zayiatı bulunmaktaydı.
Sonuç olarak; düşmanın zayıf olduğu, direnemeyeceği ve boğazdan geçmenin birkaç saat olacağını düşünen itilaf devletleri, donanmalarının ve askerlerinin bir kısmını boğaz sularına terk ederek geri çekilmek zorunda kalmıştır. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda kazandığı tek cephe olarak Çanakkale’de, muazzam bir donanmaya karşı dimdik durulmuş ve kendilerini, vatanlarını savunmuşlardır. Çanakkale Cephesi’ndeki muharebeler 5 temel safha üzerine oturtulmuştur. İlk saldırılardan 18 Mart Deniz Zaferine kadar olan birinci safha; 25 Nisan 1915 tarihinde İngiliz ve Fransızların Gelibolu’ya yaptıkları ilk çıkarma, çarpışmalar ve itilaf güçlerinin durdurulmasına kadar olan ikinci safha; 28 Haziran – 5 Temmuz arasında Zığındere bölgesinde yapılan kara savaşlarını kapsayan üçüncü safha; Ağustos ayında yarımadanın kuzey tarafında, Anafartalar’da yapılan çıkarma ve muharebeleri kapsayan dördüncü safha ile İtilaf devletlerinin kazanamayacaklarını anladıktan sonra sessiz ve daha fazla hasar almadan geri çekilmesidir. Her safha ya karada ya da denizde geçmiş, muharebeler devam etmiştir. Tüm safhaları içerisinde barındıran, kontrol eden ve destekte bulunan tek unsur ise havadaki uçaklar ve pilotlardır. Muharebelerde başarılı olmanın ve savaşı kontrol edebilmenin en önemli yolu doğru istihbarata doğru zamanda ulaşmaktır. 1915 yılında ise bu konuda en önemli unsur havadan yapılan keşiflerdir. Zaten uçaklar o dönem havadan bombardıman yaparak bir şehri alabilecek kuvvette değildi, sadece Majestic örneğinde olduğu gibi ufak müdahaleleri vardı. Deniz muharebeleri süresince Türk uçakları savunmada kalmış, havada müttefiklerle karşı karşıya kalacağı bir duruma düşmemiştir. Fakat İtilaf devletleri ise; ezici deniz gücü ve hava gücüyle bile boğazı geçememiş olmaları, onların dikkatsizliklerinden ve Türk zekasının dahiliğinden dolayıdır. Paralel mayın döşeneceğini belki de hiç düşünmediler. Çanakkale Cephesi’nde dönemin en deneyimli Türk havacıları bulunmuş ve 3 uçak ile yaptıkları keşiflerle bir milletin kaderinin belirlendiği bir savaşta etkin bir rolde oynamışlardır.
Çanakkale Deniz Zaferi şüphesiz kesin bir zafer değildir. İtilaf devletleri bu mağlubiyetle boğazın denizden, kara desteği olmadan geçemeyeceklerini anlamışlardır. Bu sebeple yeniden geleceklerdir fakat aldıkları bu mağlubiyetin morallerini bozduğu da kesindir. (18 Mart günü Queen Elizabeth isimli muharebe gemisinden atılan bir top mermisi günümüzde hala Çimenlik Kalesi surlarında ilk günkü gibi durmaktadır. Merak edenler için görmeleri tavsiyemdir.)
“Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısında adeta bir kale gibi dikilmişlerdir.” – Winston Churchill
Bouvet Zırhlısı
Erich Serno
Bleriot Tipi Uçak "ERTUĞRUL"
Batırılan İngiliz Gemisi "Irresistible"
Çanakkale Boğazındaki Mayın Hatları
Kaynakça
· Aldoğan, Şahin – Melike Bayrak Özçelik, Çanakkale Muharebeleri Anlatım ve Değerlendirme, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, Mart 2022.
· Akıngüç, Gürsel, Tarihi Süreç İçinde Çanakkale Muharebeleri ve Muharebe Alanları, 2023 Yayıncılık, İstanbul, Şubat 2015.
· Serno, Erich, Osmanlı Hava Gücü, Kronik Kitap, İstanbul, Kasım 2022.
· Yalçın, Osman, Türk Hava Gücü, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, Ocak 2021.
· Forrest, Michael, Şahi Toplardan Savaş Gemilerine Çanakkale Boğaz Savunması, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, Mart 2017.
· Görgülü, İsmet, On Yıllık Harbin Kadrosu, Türk Tarih Kurumu, Ankara 2021.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde 2016-2020 tarihlerinde Tarih Bölümünü bitirmiştir. Mezun olduktan sonra tarih alanında birkaç sitede yazıları yayınlanmıştır.
YORUMLAR
BU MAKALELERİ BEĞENEBİLİRSİNİZ